15 Mart 2012 Perşembe

UĞUR MUMCU (22 Ağustos 1942- 24 Ocak 1993)





Bir pazar sabahıydı
Ankara kar altında
Zemheri ayazıydı
Yaz güneşi koynunda
Ucuz can pazarıydı
Kalemim düştü kana
Zalimler pusudaydı
Bedenim paramparça

Çevirdim anahtarı
Apansız bir ölüme
Şarapnel parçaları
Saplandı ciğerime
Ucuz can pazarıydı
Kan doldu gözlerime
İsimsiz korkuları
Katmadım yüreğime
Bembeyaz doğruları
Yaşadım ölümüne

Uğur'lar olsun Uğur'lar olsun
Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun
Bir keskin kalem, bir kırık gözlük
Yürekli yiğitlere hatıran ols
un 


Selda Bağca('ın Uğur Mumcu için yazdığı şarkı)



VURULDUK EY HALKIM

Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık.
Babamız sırtında yük taşıyarak,
getirirdi aşımızı, ekmeğimizi,

Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla
caddelerden geçerken,
bizler bir mumun ışığında
bitirdik kitaplarımızı.

Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun
yüreğini, yüreğimizde yaşayarak
katıldık o büyük kavgaya.

Ecelsiz öldürüldük, dövüldük, asıldık…
Vurulduk ey halkım,
unutma bizi…

Yoksulluğun bükemediği
bileklerimize, çelik kelepçeler
takıldı.

İşkence hücrelerinde
sabahladık kaç kez,
isteseydik, diplomalarımızı
mor binlikler getiren
birer senet gibi kullanırdık.

Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık.
Yazlık, kışlık katlarımız,
arabalarımız olurdu.

Yüreğimiz işçiyle birlikte attı,
köylüyle birlikte attı.

Yaşamımızın en güzel yıllarını,
Birer taze çiçek gibi
verdik topluma.
Bizleri yok etmek istediler hep.

Öldürüldük ey halkım, unutma bizi.

Fidan gibi genç kızlardık;
Hayat, şakırdayan bir şelale gibi
akardı göz bebeklerimizden.

Yirmi yaşında,
yirmi bir yaşında,
yirmi iki yaşında,
işkencecilerin acımasız ellerine
terk edildik.

Tükürülesi suratlarına karşı
bahar çiçekleri gibi,
taptaze inançlarımızı fırlattık
boş birer eldiven gibi.

Utanmadılar insanlıklarından,
Utanmadılar erkekliklerinden.

Hücrelere atıldık ey halkım,
unutma bizi.

Ölümcül hastaydık,
bağırsaklarımız düğümlenmişti.

Hipokrat yemini etmiş
doktor kimlikli
işkencecilerin elinde
öldürüldük acınmaksızın.

Gelinliklerimizin ütüsü bile
bozulmamıştı daha.
Cezaevlerine kilitlenmiş
kocalarımızın taptaze duygularına,
birer mezar taşı gibi savrulduk.

Vicdan susut,
Hukuk sustu,
İnsanlık sustu.

Göz göre göre
öldürüldük ey halkım.

Kanserdik;
ölüm, her gün bir sinsi yılan
gibi dolaşıyordu derilerimizde.
Uydurma davalarla kapattılar
hücrelere.

Hastaydık.
Yurtdışına gitseydik
kurtulurduk belki.
Bir buçuk yalındaki kızlarımızı
öksüz bırakmazdık.
Önce kolumuzu, omuz başından keserek,
yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak
fırlattık attık önlerine.

Sonra da, otuz iki yaşında
bırakıp gittik bu dünyayı,
ecelsiz.

Öldürüldük ey halkım unutma bizi.

Giresun’daki yoksul köylüler,
sizin için öldük.
Ege’deki tütün işçileri
sizin için öldük.
Doğu’daki topraksız köylüler;
sizin için öldük,
İstanbul’daki, Ankara’daki işçiler,
sizin için öldük,
Adana’da, paramparça elleriyle,
ak pamuk toplayan işçiler,
sizin için öldük,

Vurulduk,
Asıldık,
Öldürüldük ey halkım,
unutma bizi.

Bağımsızlık, Mustafa Kemal’den
armağandı bize.
Yabancı petrol şirketlerine karşı
devletimizi savunduk,
komünist dediler.

Yirmi iki yaşlarındaydık
öldürüldüğümüzde ey halkım,
unutma bizi.

Mezar taşlarımıza basa basa,
Devleti yönetenler gizli emirlerle,
başlarımızı ezmek,
kanlarımızı emmek istediler.

Amerikan üsleri kaldırılsın dedik,
sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
Emperyalizmin ahtapot kollarına
teslim edilen ülkemizin
bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.

“Ülkemiz bağımsız değil” dedik,
kelepçeyle geldiler üstümüze.
Kurtuluş Savaşı’nda emperyalizme
karşı dalgalandırdığımız
bayrağımızı daha da dik
tutabilmekti bütün çabamız.
Bir kez dinlemediler bizi.
Bir kez anlamak istemediler.

Vurulduk ey haklım unutma bizi…

Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık.
Bir kadın eline değmemişti ellerimiz.
Bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha.

Bir gece sabaha karşı,
Pranga vurulmuş ellerimiz
ve ayaklarımızla çıkarıldık
idam sehpalarına.
Herkes tanıktır ki korkmadık.
İçimiz titremedi hiç.

Mezar toprağı gibi taptaze,
mezar taşı gibi dimdik
boynumuzu uzattık
yağlı kementlere.

Asıldık ey halkım, unutma bizi.

Bizi öldürenler,
bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar,
ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar.
Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı
ya da susmuşlardı
bütün olup bitenlere.

Öfkelerini bir gün bile
karşısındakilere bağırmamış
insanların gözleri önünde
öldürüldük.

Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına.

Batı uygarlığı adına,
bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkım,
unutma bizi.

Bir gün mezarlarımızda güller açacak
ey halkım unutma bizi.
Bir gün sesimiz,
hepinizin kulaklarında yankılanacak
ey halkım, unutma bizi.

Özgürlüğe adanmış bir top
çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz.
ey halkım unutma bizi.
unutma bizi
unutma bizi
unutma bizi
unutma bizi…



Uğur Mumcu

Lise eğitimini Ankara Bahçelievler Deneme Lisesinde tamamlayan Mumcu eğitimine Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde devam etti. Araştırmacı, gazete ve yazarlık yaptı. Şükran Güldan ile evli olan Mumcu'nun Özge ve Özgür adında iki çocuğu var. Çok aktif bir insan olan Mumcu daha öğrenciyken bir çok başarıya imza atmış ve ödül almıştır. Asla özetle anlatılamayacak bir hayat yaşayan Mumcu Türkiye'de unutulmaması gereken bir kişilik olarak ölümsüz kalacaktır.

Askere gideceği dönemde, yazdığı bir yazıda geçen sözlerden dolayı tutuklandı ve bir yıla yakın cezaevinde kaldı. Çok aktif bir gazetecilik hayatı olmuştur, Cumhuriyet, Milliyet ve Yeni Ortam çalıştığı gazetelerden bazılarıdır. Bir çok kitap ve makale yazmıştır, bir o kadar da onun için yazılmış kitap ve makaleler vardır. Hayatı boyunca bir çok ödül almıştır.

24 Ocak 1993'de arabasına konulan bomba ile öldürülmüştür.

Eserleri;
§  Mobilya Dosyası (1975)
§  Suçlular ve Güçlüler (1975)
§  Sakıncalı Piyade (1977)
§  Bir Pulsuz Dilekçe (1977)
§  Büyüklerimiz (1978)
§  Çıkmaz Sokak (1979)
§  Rabıta (1979)
§  Tüfek İcad Oldu (1980)
§  Silah Kaçakçılığı ve Terör (1981)
§  Söz Meclisten İçeri (1981)
§  Ağca Dosyası (1982)
§  Terörsüz Özgürlük (1982)
§  Papa-Mafya-Ağca (1984)
§  Sakıncasız (1984)
§  Devrimci ve Demokrat (1985)
§  Liberal Çiftlik (1985)
§  Aybar ile Söyleşi (1986)
§  12 Eylül Adaleti (1987)
§  İnkılap Mektupları (1987)
§  Bir Uzun Yürüyüş (1988)
§  Tarikat-Siyaset-Ticaret (1988)
§  40'ların Cadı Kazanı (1990)
§  Kazım Karabekir Anlatıyor(1990)
§  Kürt İslam Ayaklanması 1919-1925 (1991)
§  Gazi Paşa'ya Suikast (1992)
§  Kürt Dosyası (1993)
§  Katiller Demokrasisi (1997)
§  Saklı Devletin Güncesi "Çatlı vs." (1997)
§  Gazetecilik (1998)
§  Polemikler (1998)
§  Uyan Gazi Kemal (1998)
§  Bu Düzen Böyle Mi Gidecek? (1999)
§  Söze Nereden Başlasam (1999)
§  Bomba Davası ve İlaç Dosyası (2000)
§  Unutmayalım, Unutturmayalım (2003)
§  Eğilmeden Bükülmeden (2004)
§  Kır Çiçekleri (2004)
§  Türk Memet Nöbete (2004)
§  Dost Yüzlerde Zaman (2005)
§  Çocuklar İçin (2009)
§  İsterler ki Susalım (2011)
§  beyaz melek (2011)

Hakkında yazılan kitaplar;
§  Değer, Emin. Uğur Mumcu ve 12 Mart Geriye Dönüşün İlk Adımı. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara 1996.
§  Mumcu, Ceyhan. Kardeşim Uğur Mumcu. Kaynak Yayınları, Ankara 2008.
§  Özel, Sevgi. Uğur Olsun! - Bir Devrimcinin Öyküsü. Bilgi Yayınevi, 3. baskı, Ankara 2003.
§  Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik VakfıUğur Mumcu Cinayeti. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara 1997.
§  Tüleylioğlu, Orhan. Ben, Uğur Mumcu'yum. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara 2011.
(tr.vikipedia.org)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder